baştan söyliyim şakalı komikli bi yazı olmayacak bu. epilepsi hastaları ve kalp-damar hastaları yazılanları okumasın. şimdi arkana yaslan ve no clear mind’in “dream is destiny” parçasını aç. ben kaç defa dinledim bunları yazarken bilmiyorum. aha da linki zıbodifi, yutup şimdi devam ediyorum.

ne kadar üzücü değil mi gülüp eğlendiğin anlara gün geliyor yaşlı gözlerle bakıyorsun. yada “vay anasını! bunu da mı yapmışız?” diyorsun. yapmışsın be. ne kadar geçmiş üstünden? 1 yıl? 2 yıl? 5 yıl? ne kadar yıl geçtiği önemli değil. yeri geliyor dünü bile özlüyor insan. insanlar gidebiliyor. ve aslında asıl mevzumuz bu. anılara ne zaman önem veriyorsunuz? o anları birlikte yaşadığınız insan gidince değil mi? çok deli zihin okurum bak haberin olsun. insan ister istemez takmıyor kafasına. “lan zaten yanımda yarın belki daha güzel bir gün olacak” diyor. bende dedim haliyle. ama belkilerle yaşamıyoruz.

(buraya çok güzel şeyler yazmıştım ama sildim. fbi felan yazıları okuyorsa bırak sigarayı amerikayı yakarlar. onlarla uğraşmayalım bir de)

herşey bir yana. geçmiş peşini bırakmıyor. 3 yıl önceye bakıyorum. başıma geleceklerden habersiz çok güzel gelecek hayalleri kuruyorum. 2 gün (lafın icabı değil cidden 2 gün) sonra dünyam kararıyor. değil gökkuşağını, güneşi görmeye hasret kalıyorum. 2 sene öncesine bakıyorum ondan önceki sene aklımın ucundan geçmiyor. güneşi görebiliyorum, toprağa dokunabiliyorum. geçen sene belki daha güzeldi. yeni biriyle tanışmanın verdiği mutluluk. lisenin sonu ve yeni bir hayata atılış(öyle sanmışım). bu sene de geldim bunları yazıyorum size. hayat karşınıza ne çıkarıyor bilmiyorsunuz. yaşanmışlıklar sizi her zaman peşinizden kovalıyor. çok zor. unutamıyorsunuz işte.

anılar. çok can yakıyor biliyor musunuz. bunu ne zaman yayınlayacağım bilmiyorum. ama yazarken can çekiştiğim kesin.

önceden muhteşem bir yazma isteği olurdu bende o da kalmadı. belli bir zamandan sonra insan acılara karşı direnç gösteriyor. alışıyor da diyebiliriz. bilmiyorum.

artık önceden birlikte dinlediğimiz şarkılar bana ne hüzün ne de mutluluk uyandırıyor. birlikte yaptığımız şeyler artık anlamsız. önceden herşeye anlam yüklemişim (içtiği sigaranın izmaritini bile saklıyorum). ama ne bileyim bir süre geçtikten sonra sadece boş boş bakıyorum. ben bu kadar değer vermişlken birlikte yaşadığımız onca şeye, onun böyle yapması…. tuhaf.

bu yazıdan çıkaracağımız en büyük şey ota boka anlam yüklemeyin. sonra bi bakıyorsunuz dişinizi fırçalarken felan aklınıza geliyor. ister istemez insanı üzüyor bunlar. ben ne kadar desem de sen aman yine boş yapıyor bu diyeceksin ama ben de kimsenin dediğine kulak asmazdım. beni çok uyardılar. eski kız arkadaşım bile zamanında uyardı. ama tabi kalbim aptal.

olan oldu biten bitti. bu boş da burda sona erdi. sana değer verene değer ver. senin yanında olanın yanında ol. seni seveni sev. sevmeyeni sal gitsin. anı yaşa yarın ne olacağı belli olmaz.

ne getireceği belli olmayan güzel(!) yarınlara…