bakın adam akıllı başlık bulamıyorum. clickbait de yapmak istemiyorum (valla hikayemdeki kız benim). etkileyici girişleri de sevmem zaten. dümdüz yazıyorum işte. bir de oturup başlık mı düşüneyim? aman boşversene! kitabın kapağına göre yargılamamayı öğrendiysek, yazının başlığına göre de yargılamayı bırakmamız gerekiyor. şimdi iyi güzel başlık tamam da benim aklımdaki konu bu değildi ben buradan nasıl bağlayabilirim. bilmiyorum. usman ile boşlar başlıyor.

düşünüyorum da, insanlara verdiğimiz değerin ne kadarı bize dönüyor? ya da herkes karşısındakine bu kadar çok değer veriyorsa, kim bu değer vermeyenler? yada herkes herkese hakkıyla değer veriyorsa bu insanlar neden üzülüyor? “ulan osminik yine başladın soru sormaya” demeyi bırakıp sorduklarımı şöyle bir düşün.

hele insanların statüsüne göre davranmak. ahh… en sevmediğim olay kendileri. karşındaki insan sırf birkaç yıl okula gitmiş diye onun değerini arttırıyor insanların gözünde. bana göre “eşeğe altın semer vurmuşlar” olayından farkları yok. lan dur nereye geldik bireysel değer verme olayından toplumsal değer verme olayına gittik. tamam toparlicam.

insanlar çok tuhaf. onları hayatınızda bir yere sahip olduklarını gösterdikçe, o yer her zaman onların olacak gibi davranıyorlar. sen onu düşündükçe, o seni dibe çekiyor ve sana iyilik(!) yaptığını savunuyor. gün geliyor nankörleşiyor. “sen bana ne yaptın ki” diyor. evet başıma geldi ki yazıyorum bunları. tecrübe edinmediğim bir şeyi sana nasıl anlatayım? anlatamam.

biraz da başlığa gelelim. çevrenizdeki insanların arasında sizi düşündüğünü söyleyen insanlar olacak. uzağa bakmana gerek yok. en yakınında kim var. hah.. dur lan ailen değil.. ya hayır karşı komşun da değil. fiziksel yakınlıktan bahsetmediğimi biliyorsun. of neyse. işte onlar seni düşünmüyor. çünkü gerçekten düşünüyor olsa senin yüzüne mi söyler, aklın kesiyo’ mu? benim kesmiyor. işte tam böyle “seni düşündüğüm için böyle yaptım” derse yapıştıracaksın lafı “hele ya..” pardon “hele filozofa bak hele”.

bunun dışında bir konuya açıklık getirecek olursam, karşındaki insana gereksiz anlam yükleme. hayal kırıklığına uğruyorsun sonra. karşındaki insanla ortak şeyler üzerinden birbirinize anlam yükleyin. birlikte yapmaktan zevk aldığınız şeyler olabilir, birlikte geçirdiğiniz zaman olabilir, birlikte dinlediğiniz bir şarkı, sadece birlikte yapabileceğiniz şeylere anlam yükleyin. yoksa ne oluyor biliyor musun? yolda yürürken birlikte yaptığınız bir şeyin anıları gözünün önüne geldiğinde sen “vay anasını avradını hackleyeyim, burada halay çekmiştik” dersin. zira bağlantınızı kopardıysan diğer insanla, o anıların olduğu o yerden geçerken “vay öptüğümün salağı, ne aptalmışız burada” diyecektir. çünkü hiçbir zaman karşılıklı iki insan birbirine eşit değer vermez.

benden sana öneri olsun, sevdiğin şarkıları kimse ile paylaşma. “ya oso bu farklı gitmez” bok gitmez canım. öyle bir gider ki, arkasından pandemi döneminde sokağa çıkamayan 2000’lilerin twitterda instagramda 99’luların fotoğraflarına baktığı gibi baka kalırsın öylece. elinden bir şey gelmez. karşındaki insan bambaşka olmuştur. belki senin verdiğin değeri beğenmemiştir de başka birinde bunu bulmuştur. yada seni kullanmıştır. ki hepimiz kullanıldık.

2 senede 2 defa kullanıldım ben. biri silah olarak kullandı ki kendimi ben de bir ara silah olarak görüyordum. çünkü sinirlenince yapabileceklerimin haddi hesabı yoktu. beni silah olarak kullanan insanın elinde patladım. benim aklıma bile gelmeyen olaylara oturup ağlıyormuş (haberleri geliyor :D). diğerini anlatmaya lüzum yok. nereden tutsam elimde kalıyor.

lan konu neydi nereye geldik. oturdum sana burada eskilerin dedikodusunu yapıyorum (sarıyor bak çok olay var telefon numaramı iste kesin veririm gıybet yaparız he). bu yazıdan ne çıkarabiliriz diye düşünüyorsanız. bir şey çıkarman gerekmiyor. ama sadece çevrendeki insanları sorgulamayı bil. kimin sana nasıl yaklaştığını bil. sevdiğin insanların bile hatasını gör.

çünkü ben görmedim. hatası mı vardı üstünü kapattım. sinirlendim mi belli etmedim. 1 ini belli ettiysem 5 ini belli etmedim. onun hatalarını örterek, belki hem ona hemde kendime zarar verdim. ben bu konuyu açınca da çıkıp “ne hatam vardı” diyebiliyordu. lan üstünden 3 ay geçmiş olayın, ben o zaman çıkıp söylememişim. şimdi söylesem ne değişecek. bunlar sadece 1 kişiye özgü değil. herkese karşı böyleydim. ama artık hayatımın gidişatının yönünün değişmesi gerekiyor. bataklığa çiçekler dikerek onların büyümesini bekleme. eğer yapmak istiyorsan şimdi yap. insanlarla aranda bir çizgi olsun. bu en sevdiğin de olabilir, sen sevmediğin insan da olabilir ama. yazasım gelmiyor büyük ihtimalle bunu da draft a kaldıracağım. bunu bir gün paylaşırsam beni vurun tamam mı konuyu nerelere getirdim ben yine. neyse müzik de vereyim zpodi‘den dinlersiniz